🇹🇷 Türkçe | 🇬🇧 Read in English
Her kedi sahibinin korkulu rüyası: Uçakla seyahat etmek… Aslında mesele evcil hayvanımızı taşımanın fiziksel zorluğu değil, sınırları aşarken karşımıza dikilen havalimanlarının o katı ve soğuk prosedürleri. İnternetteki bilgi kirliliğinin ortasında, bu sürecin gerçek adımlarına dair neredeyse sıfıra yakın tutarlı bilgi bulmamdan mütevellit, bizzat deneyimlediğim bu yolu tüm şeffaflığıyla paylaşmak istedim.
Aslında Dubai’ye taşınma sürecimizde, aile meclisinde en hararetli tartışılan konu kedimiz Duman’ın bizimle gelip gelmeyeceğiydi. Her toplantının sonunda masadan kalkan çoğunluğun fikri genelde Duman’ın geride kalmasından yanaydı. Elbette onların da kendince çok haklı sebepleri vardı, orası başlı başına ayrı bir mevzu… Yine de her bir aile bireyime Duman adına minnettarım; zira endişeleri ne yönde olursa olsun, onun hiçbir fiziksel ve duygusal ihtiyacını eksik etmediler. Ve nihayetinde evin iç işleri bakanı annemin onayı ile Duman’ı getirmeye karar verdik. Verdik vermesine de Birleşik Arap Emirlikleri kanunları öyle sıkı ki prosedüre ne kadar erken başlasanız o kadar iyi.
Bu sıkı kanunların ilk ve en büyük virajı, kelimenin tam anlamıyla bir “zaman yönetimi” sınavıydı. BAE, kapılarını patili dostlarımıza öyle kolayca açmıyor; arkasında aylar süren titiz bir takvim gizli. Sürecin ilk adımı, Duman’ın uluslararası standartlara uygun bir mikroçip taşıması ve resmi bir pasaportunun olmasıydı. Ama bu zaten yurt içi uçuşlar için bile gerekli bir prosedür. Bu arada belirtmeliyim ki Duman benim ilk kedim bu nedenle gerçekten her şeyi onunla beraber öğrenme aşamasındayım. Her neyse konumuza dönelim. Mikroçip konusunda en kritik detay, mikroçipin kuduz aşısından önce veya en geç aşıyla aynı gün takılmış olması gerekliliğiydi; aksi takdirde yapılan tüm aşılar bürokrasinin gözünde yok hükmünde sayılıyordu. Ancak beni asıl zorlayan ve taşınma takvimimi tamamen kilitleyen aşama, Kuduz Titrasyon Testi (RNATT) oldu. Kuduz aşısının yapılmasının üzerinden en az 30 gün geçmesini bekledikten sonra, Duman’dan kan alınarak Ankara’daki onaylı laboratuvara gönderildi. Bu arada Duman’ın kuduz aşısı halihazırda vardı lakin süresi Temmuz’da dolacaktı. Bu nedenle veterinerimiz bize kuduz aşısını yenileyip titrasyon testi sonucunu tehlikeye atmamamızı önerdi. Bundan dolayı İstanbulda kaldığımız sürede sürenin dolmasını bekledik. Bu süreç tam bir sabır sınavıydı açıkçası çünkü kan sonucunun yeterli antikor seviyesine (0.5 IU/ml veya üzeri) ulaştığının belgelenmesi gerekiyordu. Ama iyi yönünden bakalım, birçok Avrupa ülkesi gibi testin üzerinden zaman geçmesi beklenmeksizin BAE hayvanları kabul ediyor. Nihayetinde bavulları toplamak kolaydı ama Duman’ın resmi takvimi, bizim Dubai’ye varış çizgimizi tamamen baştan çiziyordu.
Aslında veterinerimiz bize test sonuçları 2 hafta ile 1 ay arasında değişebilir diyordu. Bu beni inanılmaz germişti çünkü ailem Mayıs ayı başında seyahatimizi planlıyordu ve 1 ay bir sonuç için beklemem gerekirse Duman’ın bir süre daha İstanbul’da kalması icap ediyordu. Ama neyse ki dualarım karşılık buldu ve test sonucum tam 2 hafta sonra elime ulaştı. Meraklısına test ücretleri de aşağı yukarı 16-20 bin bandında değişiyor, aklınızda bulunsun. Test sonucunu elime alıp o derin ‘oh’u çektikten sonra, Türkiye tarafındaki bürokratik mesaimin büyük bir kısmını halletmiştim. Ancak asıl dijital savaş şimdi başlıyordu. Sırada, Birleşik Arap Emirlikleri İklim Değişikliği ve Çevre Bakanlığı’nın (MOCCAE) sistemine girip ‘İthalat İzni’ (Import Permit) almak vardı. Üstelik bu belge olmadan Duman’ın uçağa alınması, hatta Dubai sınırlarından içeri adım atması imkansızdı.
Buradan BAE yetkililerine ufak bir serzenişim, daha doğrusu benimle aynı yoldan geçeceklere çok kritik bir uyarım var. İthalat izni (Import Permit) başvurusunu bulmak zor değildi; nitekim doldurduktan 1 saat sonra size bir onay maili de geliyor. Buraya kadar her şey harika, ‘bitti’ sanıyorsunuz. Ancak asıl tuzak tam da burada başlıyor. Benim bizzat havalimanı gümrüğünde takılarak tecrübe ettiğim o meşhur soruna değinmek istiyorum: Size o ilk mail geldikten sonra işiniz bitmiyor! Sistemi yeniden kontrol edip kendi dashboard (panel) ekranınız üzerinden kedinizle alakalı talep edilen son belgeleri yüklemeniz ve bunun için de yaklaşık 200 AED tutarında bir ödeme yapmanız bekleniyormuş. Ben bu hataya düştüm, siz aynı hatayı yapıp da gümrük kapılarında takılmayın. Anlayacağınız; online sistemi çözmek, evrakları eksiksiz yükleyip sürecin tam anlamıyla bittiğinden emin olmak başlı başına ayrı bir mesai. Zira BAE mevzuatları gerçekten tavizsiz; sisteme yüklediğiniz mikroçip numarasından, aşının geçerlilik tarihine kadar her evrağın birbiriyle milimetrik olarak uyuşması gerekiyor.
Havayolu Tercihi ve Kabin Uçuşu
Gelelim özellikle doğrudan Dubai’ye uçmayı planlayan yolcular için en kritik viraja… Belirtmeliyim ki bu süreç, titrasyon testinden sonra beni psikolojik olarak en çok zorlayan aşama oldu. Öncelikle şunu netleştirelim: Dubai, havayolu şirketi fark etmeksizin evcil hayvanların kabin içinde seyahat etmesine kesinlikle izin vermiyor. Bunun ardındaki temel gerekçe, kargo bölümünde gelen hayvanların havalimanına iner inmez prosedür gereği doğrudan veteriner kontrolüne sevk edilmesiymiş. Lakin kargo bölümünde saatlerce yalnız seyahat eden kedilerin yaşadığı stres ve travmalara dair okuduğum vakalardan sonra, Duman’ın ne olursa olsun kabinde, dizimin dibinde gelmesi gerektiğine kanaat getirdim. Bu da doğal olarak Dubai’ye doğrudan uçuş yapamayacağım anlamına geliyordu.
İnternetteki araştırmalarım sırasında, Abu Dabi’ye kabin içinde evcil hayvan kabul edildiğine dair birkaç tecrübeye denk geldim ve derhal alternatif uçuş arayışına giriştim. Türk Hava Yolları’nın sitesinden Abu Dabi için gidiş-dönüş bir bilet bulup satın aldım. Fakat sonradan fark ettim ki gidiş uçuşu aslında Etihad Havayolları ile ortaklaşa gerçekleştiriliyormuş. Durumu netleştirmek için THY’yi aradığımda, gidiş uçuşunda evcil hayvan için yer göremediklerini belirttiler. Bunun üzerine Etihad’ı aradım. Onlardan aldığım cevap ise havacılık bürokrasisinin bir başka yüzüydü: Kendi resmi siteleri haricinde (acente veya ortak havayolu üzerinden) alınan biletlerde kabine evcil hayvan kesinlikle kabul etmiyorlardı. İnanın bana, bazen koskoca sistemlerde bile herkes birbirinden bihaber olabiliyor; sırf bu basit kuralı teyit edebilmek için saatler süren üç ayrı telefon görüşmesi yapmam gerekti.
Nihayetinde THY’den aldığım o bileti mecburen iptal ettim. Akabinde doğrudan Etihad’ın kendi sistemi üzerinden süreci baştan başlattım. Lakin dikkat etmeniz gereken bir nokta var; Etihad’ın da kendine has, esnetilemeyen mevzuatları mevcut. Örneğin; uçuş tarihinizin, doldurduğunuz evcil hayvan başvuru formundan en az 7 gün sonra olması gerekiyor.Ayrıca, kedinizin ağırlığının taşıma çantasıyla birlikte 8 kilogramı kesinlikle geçmemesi gerekiyor. Etihad, başvurunuzu değerlendirdikten sonra sizden ilgili evrakları talep eden bir mail gönderiyor. Akabinde, onaylanan uçuşunuz için bir de gümrük ödemesi alınıyor. Burada hayati derecede kritik bir detay var: Eğer gümrük ödemesini yaptıysanız, referans kodunuzun ekran görüntüsünü mutlaka alın ve şayet size PDF formatında bir fatura iletilmediyse uçuşunuzdan önce gümrük birimine muhakkak bir mail atın. Ben Abu Dabi’ye indiğimde bizzat bu krizle karşılaştım. Yetkililer, attıkları maile cevap olarak “ödedim” yazmadığım için faturayı bana göndermediklerini söylediler. Kulağa trajikomik gelse de maalesef son derece gerçek bir senaryo. Sırf bu ufak iletişim kopukluğu yüzünden, o onca yol yorgunluğunun üzerine havalimanında bir saat kadar vakit kaybetmek durumunda kaldım.
Son 48 Saat: Türkiye’ye Veda
Sürecin benim adıma en stresli geçen virajlarından biri de İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden o meşhur ‘Veteriner Sağlık Sertifikası’nı almak oldu. Bunun bu kadar gergin geçmesinin temel sebebi, hiçbir mecrada ‘şu saatte gitmelisiniz, şu adımları izlemelisiniz’ şeklinde net bir rehberin bulunmamasıydı. Üstelik tam da o günlerde, en yakın arkadaşım Elif Bursa’dan ziyaretime gelmişti. Birlikte geçirmeyi planladığımız o kıymetli iki günün ortasında, zamanla yarışarak bürokrasi koridorlarında koşturmak durumunda kalmıştım.
İlk denememizi Pazartesi günü yaptık. Duman’ın tüm evraklarını kusursuz bir dosya halinde yanıma almış, büyük bir özgüvenle memurun karşısına dikilmiştim. Ta ki o cümleyi duyana kadar: “Kedinizi de görmeliyiz.” İçimden “Yalnız bundan kimse bahsetmedi ki!” diye geçirdiğimi dün gibi hatırlıyorum. Belki kulağa garip gelecek; muhtemelen yetkililer ‘Evcil hayvanını yurt dışına çıkaracak kişi, tabii ki hayvanı da yanında getirir’ diye düşünerek bunu hiçbir yere yazma gereği duymamışlardı. Fakat taşınma telaşının o zihin bulanıklığı içinde bu ‘yazısız kuralı’ tahmin edememiştim. Buradan aynı yola gireceklere altını çizerek söylemek isterim: Randevuya kediniz fiziken yanınızda gitmelisiniz!
Velhasıl, ertesi gün canım dostum Elif ve Duman ile birlikte yeniden müdürlüğün yolunu tuttuk. Sağ olsun Elif, tüm o bürokratik koşturmaca içinde benim o büyük stresimi üzerine alıp sırtlanmıştı. Müdürlükteki veteriner hekim tarafından Duman’ın çip okuması ve son sağlık kontrolleri yapıldı. Uçuşumuzun Abu Dabi’ye olacağını ancak nihai varış noktamızın Dubai olacağını özellikle belirttim. Yetkililer de sağ olsunlar, uluslararası formu tam da bu duruma uygun şekilde düzenlediler.
Büyük Gün: Duman ve Abu Dabi
Tarım İl Müdürlüğü’nün o soğuk mühürlü kağıdını da dosyaya eklediğimde, resmi olarak hiçbir eksiğimiz kalmamıştı. Artık geriye sadece bavulları kapatmak ve havalimanının yolunu tutmak kalmıştı. 8 Mayıs günü, tüm o yorgunluğun ve aylarca süren belirsizliğin ardından Duman’ı taşıma çantasına yerleştirip havalimanının kapısından içeri adım attığımda, derin bir nefes aldım. Elbette havalimanı güvenliğinden geçerken Duman’ı mecburen çantasından çıkarmam icap ediyordu. Bu arada ufak ama hayat kurtaran bir detay vereyim; güvenlik görevlileri size kedinizin kaçma riski olup olmadığını soruyor. Eğer böyle bir risk varsa, yan taraftaki kapalı odada kontrol yapabilmek için bir arkadaşlarını çağırabileceklerini belirtiyorlar, aklınızda bulunsun. Lakin Duman dışarıda genelde sakin bir kedi olduğu için kucağımda usul usul durdu.
Havalimanında tek başıma olmam hasebiyle eşyalarımı X-ray bandına yerleştirirken oradaki görevlilerden yardım rica ettim, sağ olsunlar kırmadılar. Ancak bu benim uçağa tek başıma binmek üzere havalimanına ilk gelişim olduğu için, içimde garip bir burukluk ve yalnızlık hissettiğimi de inkar edemem. Zira ailem bir önceki hafta çoktan Dubai’ye uçmuştu ve ben, Duman ile birlikte geride kalan son “göçmenler” olarak o devasa terminalde baş başa kalmıştım.
Check-in bölümünde, kediyle uçan tek yolcu olmam hasebiyle sağ olsunlar beni öne aldılar. Evraklarımı titizlikle kontrol ettikten sonra hızlıca işlemimi bitirdiler. Ben uçuş esnasında hem kendim hem de Duman biraz daha rahat edebilsin diye yan koltuğumu da satın almıştım. Eğer böyle bir imkanınız olursa kesinlikle tavsiye ederim; kalkış anında patili dostunuzun yanında ona alan açabilmek, ikinizi de çok daha sakin hissettiriyor.
Havalimanındaki o mecburi 1 saatlik bekleyişin ardından, uçağa biniş (boarding) esnasında kapıya öncelikli olarak alındım. Başta bunun, kedim olduğu için gösterilen tatlı bir inisiyatif olduğunu düşünmüştüm lakin sonradan biniş kartımın üzerinde “Pre” (Priority – Öncelikli Biniş) ibaresinin yer aldığını fark ettim. Ekonomi sınıfında uçmama rağmen, onca yorgunluk ve stresin üzerine uçaktaki yerime bu öncelikle ve sükûnetle yerleşebilmek inanın ilaç gibi geldi.
Uçağa yerleşip Duman’ın çantasını koltuğun altına koyduğumda ayların yorgunluğu nihayet yerini huzura bıraktı. Şansıma Duman, o dört buçuk saatlik Abu Dabi uçuşu boyunca bir kez bile miyavlamadan, ayaklarımın dibinde sessizce uyudu.
Abu Dabi’ye indiğimizde, bahsettiğim o “fatura maili” krizini saymazsak, son veteriner ve gümrük kontrollerinden kusursuz dosyamız sayesinde alnımızın akıyla geçtik. Oradan karayoluyla Dubai’ye, ailemin yanına uzanan son yolculuğumuzda artık derin bir nefes almıştım.
Uluslararası bir taşınmayı evcil hayvanla yapmak dışarıdan ne kadar imkansız görünse de, o yeni evin kapısını açtığınızda duyduğunuz o tanıdık miyavlama, aşılan tüm diplomatik labirentlere fazlasıyla değiyor.
Darısı, bu zorlu ama sonu güzel yola girmeye hazırlanan tüm patili dostların ve sabırlı sahiplerinin başına…

Documents, Suitcases, and Duman: Bringing a British Shorthair to Dubai
Every cat owner’s worst nightmare: traveling by plane… Actually, the issue isn’t the physical difficulty of transporting our pet, but rather the strict and cold airport procedures we face when crossing borders. Amidst the information pollution on the internet, and since I found almost zero consistent information about the real steps of this process, I wanted to share this journey I personally experienced with full transparency.
In fact, during our moving process to Dubai, the most heatedly debated topic in our family council was whether our cat Duman would come with us or not. At the end of every meeting, the majority’s opinion was generally in favor of leaving Duman behind. Of course, they had their own very valid reasons, which is a whole other story… Still, I am grateful to each of my family members on Duman’s behalf; because regardless of their concerns, they never neglected any of his physical or emotional needs. And finally, with the approval of my mother, the minister of internal affairs of the house, we decided to bring Duman. We made the decision, but the laws of the United Arab Emirates are so strict that the earlier you start the procedure, the better.
The first and biggest hurdle of these strict laws was literally a “time management” test. The UAE does not open its doors to our pawed friends so easily; there is a meticulous calendar hidden behind it that takes months. The first step of the process was for Duman to have a microchip complying with international standards and an official passport. But this is already a required procedure even for domestic flights. By the way, I should mention that Duman is my first cat, so I am truly in the phase of learning everything together with him. Anyway, let’s get back to our topic. The most critical detail about the microchip was the requirement that it must be implanted before the rabies vaccine or on the same day as the vaccine at the latest; otherwise, all administered vaccines were considered null and void in the eyes of the bureaucracy.
However, the stage that really challenged me and completely locked my moving schedule was the Rabies Titration Test (RNATT). After waiting for at least 30 days to pass since the rabies vaccination, blood was drawn from Duman and sent to the approved laboratory in Ankara. Meanwhile, Duman already had a rabies vaccine, but it was going to expire in July. Therefore, our vet advised us to renew the rabies vaccine and not risk the titration test result. Because of this, we waited for the period to pass while we stayed in Istanbul. This process was frankly a test of patience because it needed to be documented that the blood result reached a sufficient antibody level (0.5 IU/ml or above). But looking on the bright side, unlike many European countries, the UAE accepts animals without waiting for a certain time to pass after the test. Ultimately, packing the suitcases was easy, but Duman’s official schedule was completely redrawing our arrival line to Dubai.
Actually, our vet told us that the test results could take anywhere from 2 weeks to 1 month. This made me incredibly tense because my family was planning our trip for early May, and if I had to wait 1 month for a result, it meant Duman would have to stay in Istanbul a bit longer. But alhamdulillah, my prayers were answered, and my test result arrived exactly 2 weeks later. For those wondering, the test fees vary around the 16-20 thousand TL range, just keep that in mind.
After getting the test result and breathing a deep sigh of relief, I had handled most of my bureaucratic work on the Turkish side. However, the real digital war was just beginning. Next up was logging into the system of the UAE Ministry of Climate Change and Environment (MOCCAE) to get an ‘Import Permit’. Moreover, without this document, it was impossible for Duman to board the plane or even step inside Dubai’s borders.
Here I have a little complaint for the UAE authorities, or rather, a very critical warning for those going down the same path as me. Finding the Import Permit application wasn’t difficult; as a matter of fact, you even receive an approval email 1 hour after filling it out. Up to this point, everything is great, you think it’s ‘done’. But the real trap starts exactly here. I want to mention that famous problem I personally experienced by getting stuck at airport customs: Your job isn’t finished after you receive that first email! You are expected to check the system again and, through your own dashboard screen, upload the final requested documents related to your cat and make a payment of approximately 200 AED for this. I made this mistake, so don’t make the same mistake and get stuck at the customs gates. As you can understand; figuring out the online system, uploading the documents completely, and making sure the process is totally finished is a whole task on its own. Because the UAE regulations are truly uncompromising; every document, from the microchip number you upload to the system to the vaccine’s expiration date, must match each other flawlessly.
Airline Choice and Cabin Flight
Let’s come to the most critical hurdle, especially for passengers planning to fly directly to Dubai… I must state that this process was the most psychologically demanding stage for me after the titration test. First of all, let’s clarify this: Dubai absolutely does not allow pets to travel in the cabin, regardless of the airline company. The main reason behind this is apparently that animals arriving in the cargo section are directly transferred to veterinary control as soon as they land at the airport due to procedure. However, after reading cases about the stress and trauma experienced by cats traveling alone for hours in the cargo hold, I was convinced that Duman had to come in the cabin, right by my side, no matter what. Naturally, this meant I wouldn’t be able to take a direct flight to Dubai.
During my internet research, I came across a few experiences mentioning that pets are accepted in the cabin to Abu Dhabi, and I immediately started searching for alternative flights. I found and bought a round-trip ticket to Abu Dhabi from Turkish Airlines’ website. But later I realized that the outbound flight was actually operated jointly with Etihad Airways. When I called Turkish Airlines to clarify the situation, they stated they couldn’t see any space for a pet on the outbound flight. Upon this, I called Etihad. The answer I got from them was another face of aviation bureaucracy: They absolutely did not accept pets in the cabin for tickets purchased outside their official websites (via an agency or partner airline). Believe me, sometimes even in massive systems, everyone can be unaware of each other; I had to make three separate phone calls lasting for hours just to confirm this simple rule.
Ultimately, I had to cancel that ticket I bought from Turkish Airlines. Right after, I restarted the process directly through Etihad’s own system. But there is a point you need to pay attention to; Etihad also has its own, inflexible regulations. For example, your flight date must be at least 7 days after the pet application form you filled out. Additionally, your cat’s weight together with the carrier bag must absolutely not exceed 8 kilograms. After evaluating your application, Etihad sends you an email requesting the relevant documents. Subsequently, a customs payment is also collected for your approved flight. There is a vitally critical detail here: If you have made the customs payment, make sure to take a screenshot of your reference code, and if a PDF invoice hasn’t been sent to you, definitely send an email to the customs unit before your flight. I personally faced this crisis when I landed in Abu Dhabi. The officials said they didn’t send me the invoice because I didn’t write “I paid” in reply to the email they sent. Although it sounds tragicomic, unfortunately, it is a highly real scenario. Simply because of this minor communication breakdown, I had to waste about an hour at the airport on top of all that travel fatigue.
The Last 48 Hours: Farewell to Turkey
One of the most stressful turning points of the process for me was obtaining that famous ‘Veterinary Health Certificate’ from the District Directorate of Agriculture and Forestry. The main reason this went so tensely was the absence of a clear guide on any platform stating ‘you should go at this time, you should follow these steps’. Moreover, right around those days, my best friend Elif had come from Bursa to visit me. In the middle of those precious two days we planned to spend together, I had to rush through the corridors of bureaucracy, racing against time.
We made our first attempt on Monday. I had taken all of Duman’s documents with me in a flawless file and confidently stood before the officer. That was until I heard that sentence: “We need to see your cat too.” I remember saying to myself, “But no one mentioned this!” just like it was yesterday. It might sound weird; probably the authorities thought, ‘The person taking their pet abroad will naturally bring the animal with them,’ and didn’t feel the need to write this anywhere. However, in that mental fog of moving haste, I couldn’t guess this ‘unwritten rule’. From here, I would like to underline and tell those who will go down the same path: You must go to the appointment with your cat physically by your side!
Long story short, the next day we hit the road to the directorate again together with my dear friend Elif and Duman. Thanks to Elif, amidst all that bureaucratic rush, she had taken on and shouldered my immense stress. Duman’s chip reading and final health checks were performed by the veterinarian at the directorate. I specifically stated that our flight would be to Abu Dhabi but our final destination would be Dubai. Thanks to the authorities, they arranged the international form perfectly suited to this situation.
The Big Day: Duman and Abu Dhabi
When I added that cold-stamped paper from the Provincial Directorate of Agriculture to the file, officially we had no shortcomings left. Now, all that was left was to close the suitcases and hit the road to the airport. On May 8th, after all that exhaustion and months of uncertainty, I took a deep breath when I placed Duman in his carrier and stepped through the doors of the airport. Of course, while passing through airport security, I had to take Duman out of his bag. By the way, let me give you a small but life-saving detail; the security guards ask you if there is a risk of your cat escaping. If there is such a risk, they state that they can call a colleague to perform the check in the closed room next door, keep that in mind. However, since Duman is generally a calm cat outside, he sat quietly in my arms.
Due to being alone at the airport, I asked for help from the staff there while placing my belongings on the X-ray belt, and thankfully they didn’t refuse. However, since this was my first time coming to the airport to board a flight alone, I cannot deny that I felt a strange bitterness and loneliness inside. Because my family had already flown to Dubai the previous week, and Duman and I were left alone in that giant terminal as the last remaining “immigrants”.
At the check-in section, since I was the only passenger flying with a cat, they kindly took me to the front of the line. After meticulously checking my documents, they quickly finished my transaction. I had also purchased the seat next to me so that both Duman and I could be a bit more comfortable during the flight. If you have such an opportunity, I definitely recommend it; being able to give your pawed friend some space next to you during takeoff makes both of you feel much calmer.
After that mandatory 1-hour wait at the airport, I was taken to the gate with priority during boarding. Initially, I thought this was a sweet initiative shown because I had a cat, but later I realized that the phrase “Pre” (Priority Boarding) was on my boarding pass. Despite flying in economy class, believe me, being able to settle into my seat on the plane with this priority and calmness after all that fatigue and stress felt like medicine.
When I settled on the plane and put Duman’s bag under the seat, months of exhaustion finally gave way to peace. Luckily for me, Duman slept quietly at my feet throughout that four-and-a-half-hour Abu Dhabi flight without meowing even once.
When we landed in Abu Dhabi, aside from the “invoice email” crisis I mentioned, we passed the final veterinary and customs checks with flying colors thanks to our flawless file. On our final journey from there to Dubai by road, to be with my family, I had finally taken a deep breath.
No matter how impossible an international move with a pet may seem from the outside, hearing that familiar meow when you open the door of that new house makes all the diplomatic labyrinths overcome more than worth it.
May the same good fortune befall all pawed friends and their patient owners who are preparing to embark on this challenging but ultimately beautiful journey…

Yorum bırakın